HAKKIMIZDA

Ozon terapisi alternatif tıp tedavisi olarak cilte ve vücuttaki oksijen miktarının arttırılması prensibi ile şekillendirilmiştir. Son yüzyılda ozonun vücuda alımı ile ilgili çeşitli metotlar denenmiş olup, tedavinin asıl faydasının kanser, AIDS, Sklerit ve cilt problemleri çeşitli hastalıklar konusunda major ilerlemeler olduğu anlaşılmıştır.

1856’da, ozonun keşfinden tam 16 yıl sonra, ozon ilk kez bakım üniteleri, hastane, ameliyathane ve ameliyat malzemelerinin sterilizasyonunda kullanılmıştır. Ozon ile ilk fiziksel tedavi Michigan’daki Battle Creek Sanatoryum’unda holistik terapist John H. Kellog tarafından uygulanmıştır.

1880’de Dr Kellog ozonu buhar saunalarında dönemin hastalığı kuşpalazını iyileştirmede kullanmıştır.

13 yıl sonra, 1893’te Hollanda’da içme sularının dezenfeksiyonunda kullanılan Ozon 1900’lerin başlarında tüm Avrupa kıtasında bakteri ve virüslerin yok edilmesinde ciddi bir sektör haline gelmişti.

1960’larda bu uygulama Amerika Birleşik Devletleri tarafından pratikte kabul edilerek bugün bir çok belediyede su ve ortam dezenfeksiyonu için temel yöntem halini almıştır. Amerika’da aynı dönemde FDA - Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi ozonun anti-bakteriyel ve anti-fungal (mantar öldürücü) etkilerinden hareketle sebze ve meyve sterilizasyonunda kullanımını onaylamış, ozonun kararsız molekülünün dakikalar içinde ortamdaki canlı membranlara hasar vererek her hangi bir kimyasal atık bırakmaması ve solunabilen oksijen haline dönüşmesi prensibini kabul etmiştir.

Ozonun bilinen ve rutin hali alan medikal tedavi yöntemleri Avrupa’nın suyunu sterilize ettiği zaman olan 1890’lı yıllar ile aynı döneme denk gelmektedir. 1890’da Ozon, Amerika ve Avrupa’da eş zamanlı olarak tüberküloz, anemi, kanser, diabet, grip, astım ve bronşitin iyileştirilmesinde ve şiddetli öksürüğün azaltılması ile bazı kronik hastalıkların da tedavisinde kullanılıyordu.

Ozon gerçek anlamıyla ilk kitlesel uygulamasını 1. Dünya Savaşı’nda yaralanan askerlerin ve sivillerin savaş yaralarını iyileştirmede kullanıldı. Özellikle alman bilim adamları, yara enfeksiyonlarının anti-viral ve anti-bakteriyel gücünü bildikleri ozon ile yara tedavisinde iyi ve hızlı sonuçlar alıyorlardı. Kangren ve zehirli gaz etkisi gibi dönemin bilinmeyen akut veya kronikleşmiş rahatsızlıkları karşısında ozon son derece etkili bir ajandı.

2000’lerden bu yana olan süreçte, Almanya, Avusturya, Rusya ve daha bir çok ülke Parkinson hastalığından çeşitli kanser türlerine bir çok kronik ve umutsuz hastalığın tedavisinde ozon bazlı tedavi yöntemleri kullanmaktadır. İngiltere’de virüs ve bakteri bazlı olan diş çürükleri ve kavitasyonlarda ozon tedavileri yaygın bir şekilde kendine yer bulmaktadır.

Ozon, atmosferimize mavi rengini veren temel moleküldür. Ozonun ilk ölçümleri ilk kez 1956 yılında, ilk tedavi kullanımlarından yaklaşık 100 yıl sonra önemine binayen Antarktika’da ölçümlenmeye başlanmıştır.

Ozon normal şartlarda stratosfere salınımını şimşek gibi özel bir doğa olayı ile gerçekleştirir. Canlıların ihtiyaç duyduğu oksijenin temel oluşumu bilinen ozon tabakasına bağlıdır.

Ozonun cilt üzerindeki ilk deneyleri 2000’lerden itibaren başlamış ve bu süreçte ozon molekülünün tamir edici özellikleri nedeniyle ortaya çıkan veriler ve yapılan labaratuar deneyleri bilim adamlarına yepyeni bir yol açmıştır. Ozon molekülünün ana prensibi temelde cildimizin ilk varolduğu şekle ve yapıya geri döndürülmesidir. Her ne kadar ozonun yıllar içindeki tedavi yöntemleri bazı diğer tedavilerin gölgesinde kalıp unutulmuş olsada, yapılan labaratuar deneyleri ve OzonLabs ekibinin dünyaya sunduğu OzonLabs, yeni nesil cilt yenileyicileri OzonLabs ve ozon tedavisini bir devrim noktasına taşımıştır.